Gargoyles
What's New
brain jockey crysis directx 10 directx 9 Emre Akoz Engin Ardic funnies humor mods music philosophy politics quotes screen shots siyasal siyaset sosyolji sosyoloji sourtimes tarih turkiye
R & D
   
 
 
Blog Archive
 
 
Most Searched
1as (13,720)
2AR (13,068)
3al (12,852)
4all (10,590)
5Th (6,121)
6man (5,836)
7art (4,845)
8AR 15 (4,775)
9cem (4,343)
10ben (3,985)
11as 50 (3,669)
12rum (3,575)
13sniper (3,207)
14Ar-15 (3,185)
15desert eagle (2,941)
16quotes (2,842)
17mark (2,819)
18funnies (2,723)
19laws (2,691)
20ak-47 (2,648)
21P90 (2,619)
22QSL (2,598)
23mosin nagant (2,562)
24308 (2,555)
25cohen (2,536)
26phases (2,528)
27ar15 pistol (2,518)
28desert (2,506)
299mm pistol (2,477)
30obituary (2,472)
31george carlin (2,403)
32george orwell (2,398)
33ben m3 (2,388)
34brain jockey (2,367)
35yeasayer (2,356)
 
 
Most Popular 50
1
2Down at the Shooting Range | by the Delaware Water Gap
fernando (446,026)
3Down at the Shooting Range | by the Delaware Water Gap
brynn (420,339)
4brynn
re: brynn (419,644)
5Down at the Shooting Range | by the Delaware Water Gap
brynn (416,705)
6Down at the Shooting Range | by the Delaware Water Gap
7Chevrolet Mako Shark Corvette Concept | 1961
8
9
10
11
12Crysis Single Player Custom Maps
13S.T.A.L.K.E.R. Clear Sky | Screenshots (DX9)
14
15Crysis Game Notes
16Crysis Single Player Custom Maps
17Crysis Single Player Custom Maps
Cold Mountain (27,950)
18
Funnies (25,792)
19S.T.A.L.K.E.R. Shadow of Chernobyl
20Engin Ardic
21Down at the Shooting Range | by the Delaware Water Gap
22Das Kapital | Karl Marx - Wrong Quotes
Kristoph (21,392)
23
24
25
26
27
28S.T.A.L.K.E.R. Shadow of Chernobyl
29
30
31Fallout 3 Screenshots | DX10
32
33
Engin Ardic (14,486)
34Fallout 3 Screenshots | DX10
35
36Crysis Screenshots (DX10)
37
38Fallout 3 Screenshots | DX10
39Call of Duty IV . Screenshots
40Call of Duty IV . Screenshots
41
42What the heck is SokSa?
43
44Das Kapital | Karl Marx - Wrong Quotes
Susana (12,628)
45
46Ertugrul Osman | Ziyaret
47
48
49
50

SokSa is a Microsoft WebSpark Member

 
Sign In
 
Çok bagiran kazanir
icy; Monday, September 29, 2014Reads: 69

Gazeteci arkadaşlar, tartışma konusu olan din dersi kitaplarını incelemişler.
Bilindiği gibi bu kitaplarda Alevi inancına "az yer verildiği" ileri sürülüyor.
Dördüncü sınıftan altıncı sınıfa kadar Sünni inancı öğretiliyormuş, Alevilik ancak yedinci sınıfta başlıyormuş... Öyle diyorlar. Dördüncü sınıf kitabında yer alan "konu başlıkla- rına" bir göz atalım: Din ve ahlak hakkında neler biliyorum?... Temiz olalım... Hazret-i Muhammed'i tanıyalım... Kur'an-ı Kerim'i tanıyalım... Sevgi, dostluk ve kardeşlik... Aile ve din...
Bunlarda Alevi inancına uymayan, ters gelen herhangi bir şey varsa, benim aklım ermiyor, Alevi kardeşlerim lütfen bana bildirsinler.
Küçük sınıflarda sık sık "Kur'an'da Allah'a dua etmeniz emredilir" gibi "hatırlatmalar" yer alıyormuş. Benim bilgim yetmiyor, bu Alevilik'e aykırı mıdır?
Beşinci sınıf kitabının konu başlıklarına da bir göz atalım: Allah inancı... İbadet konusunda bilinçlenelim... Hazret-i Muhammed ve aile hayatı...
Kur'an-ı Kerim'in eğitici nitelikleri... Sevinç ve üzüntülerimizi paylaşalım... Vatanımızı ve milletimizi seviyoruz... Neden ve niçin ibadet yapılır?... Camiler... Dua etmenin anlamı...
Cahilim, ben bir tek "camileri" aykırı buldum. "Cemevleri" de olması gerekirdi.
İşin matrağı, cemevi kelimesi, cami kelimesinin Türkçesi!
Onun dışında "vatanını ve milletini sevmek" gibi kavramlarda size ters gelen bir şey varsa lütfen bildiriniz.
Altıncı sınıf kitabına gelelim: Peygamberlere ve ilahi kitaplara inanç... Namaz... Son peygamber Hazret-i Muhammed... Kur'an-ı Kerim'in ana konuları... İslamiyet ve Türkler...
Hadi burada da namaz uymadı diyelim. Geldik yedinci sınıfa. Bu sınıfın "müfredatı" da şöyle:
Melek ve ahiret inancı... Oruç ibadeti... İslam düşüncesinde yorumlar... Din ve güzel ahlak...
Eh, burada da oruç uymadı herhalde.
Oysa bir Alevi çocuğun, bir Musevi çocuğun, bir Hıristiyan çocuğun oruç kavramını öğrenmesi, onun "anneciğim, bu insanlar akşama kadar niçin aç oturuyorlar" gibi komik sorular sormasını önler.
Geliyoruz sayfa 68'e: Yesevilik, Kadirilik, Nakşıbendilik, Mevlevilik, Alevilik, Bektaşilik! Cem ve cemevi de var, on iki hizmet de var, semah da var, musahiplik de var, gülbenkler de var, hızır orucu da var. Eee, daha ne?
Ertesi yıl zekât ve hac öğretiliyor ("anneciğim, bunlar Mekke'ye gezmeye mi gidiyorlar, niçin onun yerine Yunan adalarına gitmiyorlar?") ama içkinin, uyuşturucunun ve kumarın zararları da öğretiliyor. Hinduizm, Budizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık da öğretiliyor. Sonraki sınıflarda sıra Atatürk'e bile geliyor. On birinci sınıfta Hanefilik, Malikilik, Şafiilik, Caferilik, on ikinci sınıfta Nusayrilik, ayrıca Sihizm, Şintoizm, Taoizm bile var.
Daha da ne olacaktı?
Her konuda olduğu gibi burada da "sesi çok çıkan" öne çıkıyor galiba... Hani bir zamanlar Aczmendiler vardı, adamlar toplasan toplasan iki yüz kişi, ama 28 Şubat rejiminin televizyonları öyle bir gösterdiler ki sanırsın yirmi milyon olmuşlar, Türkiye'yi ele geçirmek üzereler.
Ya da bayi satışı hepi topu yirmi bin olan gazeteyi müritlerine zorla dağıtarak milyonu bulmuş göstermek gibi... Din dersi konusunda koparılan fırtına biraz ona benzemedi mi?

Engin Ardic; Sabah Gazetesi; 9 Ekim 2014

Global Humanitarian Assistance (GHA) Report 2014
icy; Wednesday, September 24, 2014Reads: 87

How much is spent on humanitarian assistance? Is it enough? Where does it go? How does it get there and what is it spent on? Knowing who is spending what, where, and how is an essential first step in ensuring that resources can best meet the needs of people living in crises – yet this information is often hard to access.

To answer these questions, the Global Humanitarian Assistance (GHA) Report 2014 uses unique methodologies to gather and analyse data to provide the most up-to-date and comprehensive picture of global humanitarian financing. We have produced this report annually since 2000, to provide a shared and independent evidence base for anyone engaged in providing, using and understanding assistance in crisis settings.

The report looks back on an extraordinary year – in terms of both the scale of high-level crises and in the levels of response – and sets it in the context of trends in humanitarian assistance. 2013 was marked by high-profile crises in Syria, the Philippines and the Central African Republic, as well as high levels of need both on and off the international radar including in South Sudan, Yemen and the Sahel.

http://www.globalhumanitarianassistance.org/wp-content/uploads/2014/09/GHA-Report-2014-interactive.pdf

A Message From Charles Schumer
icy; Wednesday, September 10, 2014Reads: 93
Dear Mr. Onur:

 
Thank you for contacting me to express your support for the Stop Motorcycle Checkpoint Funding Act. I share your concern about checkpoints that specifically target motorcyclists.

I also share your concern about the lack of funding being directed toward rider and driver safety programs, and programs to prevent distracted driving. The number of motorcyclists killed in motor vehicle traffic crashes has increased over the last several years—from 4,630 in 2011 to 4,957 in 2012, representing a 7% increase. Per vehicle mile traveled, motorcyclists were 26 times more likely to die in a traffic crash than passenger car occupants in 2012. I believe we need to implement more robust safety programs for motorcyclists and other drivers on our nation’s roadways.

I have long been a supporter of the motorcycling community in New York and throughout the country. That’s why I pushed for the Chinese government to remove trade barriers that effectively prevented American motorcycle companies from competing in China.

The Stop Motorcycle Checkpoint Funding Act was referred to the Committee on Commerce, Science, and Transportation in March 2014. While I am not a member of this committee, I will continue to monitor this bill as it moves through the Senate.

Again, thank you for contacting me regarding this important issue. Please feel free to contact me in the future if I can be of further assistance on this or any other matter.


Sincerely,

Charles E. Schumer
United States Senator

Pakistan'in Fethullah Gülen'i
icy; Tuesday, September 09, 2014Reads: 101

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs ziyareti dönüşü yaptığı açıklamada çok önemli bir ayrıntı vardı. Üzerinde pek durulmayan o ayrıntı, Pakistan'da yaşanan son olaylarla ilgiliydi. İlginçtir 14 Ağustos'tan bu yana Pakistan'da tıpkı Gezi benzeri kaotik bir süreç yaşanıyor. Erdoğan şöyle diyordu: "Pakistan'daki olayların bizdeki Gezi olaylarına benzer yanı olduğunu görüyoruz. Pakistan'da da paralel yapıya benzer bir yapı var. O paralel yapı da kendine siyasi bir yapı buldu ve Pakistan'ı karıştırmaya çalışıyor."



Gerçekten de Pakistan'da bir paralel yapı, ona destek veren bir siyasi parti günlerdir sokakları ateşe vererek, Başbakan Navaz Şerif hükümetini düşürmek istiyor... İslamabad'dan gazetelere yansıyan şu sahneye bakın, Gezi olaylarını bire bir hatırlatıyor: "Başbakan Şerif'in istifasını isteyen eylemcilerin, Başbakanlık Ofisi'ne girme çabası gerginliğe yol açtı."

Benzerlik sadece bu kadar değil. Asıl benzerlik "paralel yapı"ların örgütlenme, yükselme ve ittifak yapma biçimlerinde... Pakistan'daki "paralel yapı" da bizdeki gibi dini bir cemaate dayanıyor ve etkili bir lideri var: Muhammed Tahir Ül-Kadiri. Ül-Kadiri uzun yıllar Kanada'da yaşayan bir vaiz.

Ne yaptığı ve nasıl bir çalışma yürüttüğü de bize yabancı değil. Konuya ilk dikkat çekenlerden Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, 25 Ağustos'taki yazısında Ül-Kadiri için şunları yazdı: "Tarikat içinde tarikat kurdu. Okullarıyla, camileriyle, sivil toplum örgütleriyle toplumun kılcal damarlarına kadar girdi. Uzun yıllar Atlantik'in batı yakasındaki diyarda yaşadı. Vaazları, sohbetleri, konuşmaları meşhur... Çünkü konuşmaya bir başladı mı, dur durak bilmiyor."

Tıpkı Fethullah Gülen gibi... Biri Amerika'da öteki Kanada'da yaşıyor... İkisi de "Dinler arası diyalog"dan yana. İkisi de seçilmiş hükümete karşı halkı sokağa döktü. Doğrusu Pakistanlı Ül-Kadiri oyununu biraz daha açık oynadı. 2012'de ülkesine "devrim yapmak" için döndü ve Pakistan Halk Hareketi (PAT) diye bir parti kurdu.

Ardından Pakistan Adalet Hareketi'nin başkanlığını yapan medyatik eski kriketçi İmran Han'la ittifak yaptı. Seçimi kazanamayınca da İmran Han'la birlikte ülkeyi kaosa sürüklemek için orduyu bile göreve çağırmaktan geri durmadı. Devrim için gelip darbeci oldu...

Türkiye-Pakistan Parlamento Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, durumun nasıl terse döndüğünü şöyle anlatıyor: "Halk destek vermediği gibi İmran Han'ın partisinin önemli isimlerinden Cavit Haşimi de darbe planlarını açığa vuran önemli açıklamalar yaptı. Önce hükümeti yıkmak için yola çıkan İmran Han ve Ül-Kadiri'nin ordunun ve Anayasa Mahkemesi'nin kendilerine destek vereceği bilgisini kamuoyuyla paylaştı. Ardından bu iki liderin Londra'da bir araya gelip hükümeti yıkma planı yaptıklarını deşifre etti ve vesayet sisteminden yana olmayacağını açıkladı. Bütün bunlar darbe planlarını boşa çıkardı."

Gezi ve 17 Aralık darbesi üzerinde oluşan CHP, İstanbul sermayesiyle cemaat ittifakına ne kadar da benziyor. Biri Pensilvanya'dan Türkiye'yi, diğeri Toronto'dan Pakistan'ı kaosa sürüklemek için aynı şeyi yaptı halen de yapıyorlar. Peki, bu iki vaizin yaptıklarının ve rollerinin birbirine bu kadar benzemesi tesadüf mü? Stratejiler aynı, hedefler aynı, ittifaklar bile aynı, bir tek isimler farklı.

Türkiye'de olup bitenlere önyargıyla bakanların, Pakistan'da neler yaşandığına bakmasında yarar var. Belki o zaman bu kadar benzerliğin tesadüf değil, bir siyasi proje olduğu anlaşılır.

Mahmut Ovur; Sabah Gazetesi; 9 Eylul 2014

Kösküm var bozkira karsi
icy; Thursday, September 04, 2014Reads: 143

Bize şöyle öğretmişlerdi: Ankara'da bir Rum tacir varmış, bu adamın da şehir dışında bir bağ evi... Bu adam, Yunan ordusunu ezip Anadolu'dan kovmaya azmetmiş Mustafa Kemal Paşa'yı o kadar severmiş, o kadar severmiş, o kadar severmiş ki, Ankara'ya gelince bu bağ evini otursun diye paşaya bağışlamış...
İşin gerçeği ancak yılların Kemalist baskısı ortadan kalkınca anlaşıldı: Meğerse o ev, 1915 yılında öldürülmüş bir Ermeni tacirin boş kalan eviymiş!
İşte Çankaya Köşkü'nün öyküsü. Orası doksan yıldır "kutsal" sayılıyor. O kadar ki, otuzlu yıllarda "Kâbe Arab'ın olsun, bize Çankaya yeter" diye şiir yazan manyaklar bile görülmüştü...
Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir köşk yaptırıyor, Çankaya'yı Davutoğlu'na bırakacak. Üzülmeyin canım, yabancı yerde değil, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde. Oralarda eskiden yoğurtçuluk ve ayrancılık yapılırdı, artık devlet yönetilecek.
Bazı muhalifler deliye döndüler tabii... "Kendine saray yaptırıyor" diyenler oldu.
Sanki Atatürk devleti Bahçelievler'deki bir memur lojmanından yönetmişti...
Açık konuşalım, yeni yapılan köşk eski köşkten çok daha görkemli, çok daha güzel.
Saray diyenler, aynı başkentte, Fethullah Hocaefendi Hazretleri'ne müritlerinin hazırladığı saray yavrusunu görmezler tabii... Ayetullah Humeyni'nin Paris uçağından inmesi gibi New York uçağından inip oraya yerleşecekti (Pennsylvania eyaletinin başkenti Harrisburg'dan direkt uçuş yok, Philadelphia ya da Pittsburgh'dan aktarma yapacaksın.)
Yeni Çankaya Köşkü mimari açıdan pek öyle ahım şahım bir yapı değildir. İçi de, her yana döşenmiş mermerleriyle bendenizde hep bir hamam çağrışımı yapmıştır. Orada çay da içtim yemek de yedim, bilirim.
Bakınız, "asıl" bağ evine bir diyeceğim yok... O şirindir.
Lakin çok küçüktür. Bir köşk değil bir "sayfiye evidir" alt tarafı, o tarihte Ankara'da (daha doğrusu Ankara'nın banliyösünde) daha iyi bir ev de yoktu.
Bu köşk kutsal sayılıyor. O kadar ki, aşağı kalmamak isteyen İnönü de kendine hemen "paralel" bir köşk yaptırmıştı, adını da Pembe koymuşlardı, pembeye boyandığı için (etmeyeceğidin bunu paşam!)
İmdi... Madem ki asıl Çankaya Köşkü kutsaldı, yanına niçin yenisini, daha büyüğünü yaptırdınız?
Madem isteyen cumhurbaşkanı kafasına göre köşke tadilat yaptırabiliyor, hatta yenisine geçebiliyor, Erdoğan'ın daha da bir başkasına geçmek istemesini niçin tuhaf buluyorsunuz?
Yoksa kutsal olan ev değil de evin semti midir? Yeni köşkü AOÇ arazisine değil de gene Çankaya sınırları içinde kalarak Botanik Parkı'na ya da Atakule'nin yerine yapsalardı ne diyecektiniz?
Madem bu tür binalar kutsal, niçin ilk meclisin o şanlı şerefli küçük binasını bırakıp yeni binaya geçtiniz, o da yetmeyince niçin bir üçüncüsünü yaptınız?
Osmanlı eşek miydi ki Topkapı Sarayı "kadük" kalınca yeni bir sarayı, Dolmabahçe'yi yaptırıp oraya taşınmıştı?
İstanbul'a geldikçe Atatürk niçin orada kalıyordu da "ben Çankaya'nın üstüne gül koklamam" deyip eski gözağrısı Pera Palas Oteli'ne inmiyordu?

Engin Ardic; Sabah Gazetesi; 9 Ekim 2014

Click here to add this blog page to your technorati favorites
posts rssPosts RSS Add to Google
Your Ad Here
blog rssBlBlog RSS Add to Google

[SokSa]Icy© 1999,2000,2001,2002,2003,2004,2005,2006,2007,2008,2009,2010

I've been coding this site for myself since 2004. It will never be complete. I have accepted this. I'll always take one look at any part of it and wonder why I did what I did the way I did it and not this other way that could've been, not necessarily better, but, what if... Or some new framework will be released and I will be tempted to use the "new" one instead of the old one. If it ain't broke, don't fix it. There is much truth to these words.

"A tailor can never mend his own dress." - Turkish proverb.

du dud di?