Parmaginin ucunu gozlerine yaklastir. Bir noktada parmaginin ucu o kadar buyuk olacaktir ki parmak ucundan baska hicbirsey goremeyeceksin. Bu parmak ucunun buyuk oldugu manasina gelmez. Parmaginin ucunun arkasini goremedigin manasina gelir. Bunun icin parmagini ya da gozlerini suclayabilirsin - ben parmagini cekmeyi akil edemeyenleri suclamayi tercih ediyorum. Nietzche'nin mutsuz ya da zavalli oldugunu hic dusunmedim. Benim onu ve dusuncelerini oldukca basarili buluyorum. Herseyi "bare minimum" a indirebilmeyi ondan ogrendim. Onun kadar olmasa da, ben de insanligin kendisinin cirkin, mutsuz, hasta ve zavalli bir varlik oldugunu dusunuyorum. Temel olarak aptal bir yaratik "insanoglu". "Bir insan" zeki ve mantikli olabilir, ama "bir grup insan" her zaman gerizekali, panik, beceriksiz ve koyun surusu olacaktir. Thus Spoke Zarathustra'yi keyifle alip basucu kitabi yaptim kendime :))
Nietzche'den bir isik beklemek manasiz, romantik, sevgi dolu bir sair degil o. Isik yakmakla gorevli insanlar da var, onlar ayri. Herkesin kendi yeri, kendi isi var (bkz: zarathustra, birinci chapter). Eger onu bir cocuk olarak, genc ve deneyimsiz biri olarak okursan baska, simdiki kafan ile okursan baska seyler goreceksin. Lise yillarinda Nietzche okumak buyuuuk bir hata. O yillarda Rumi okuyor olmaliydin.
Sana bos bir vaktimizde herseyi siyah ve beyaza kadar indirgeyip anlatmak isterim. Soylediklerimin her kelimesi dogru olacaktir. Ama bu hicbirseyi "cozmez" hicbirseye "isik tutmaz". Herkesin gercegi kendine. Ben sana yorumlarim, kendim bu yorum dogrultusunda sonsuza kadar da mutlu yasarim. Sen bana bakar "cirkin, zavalli, hasta" bir adam gorursun, ama bu ne beni cirkin, ne zavalli, ne de hasta yapar.
Happiness is a point of view. Happiness is not given, it's not taken, it does not come in a gift wrapped box, it cannot be bought, it cannot be sought. It simply is there to "be". Close your eyes, relax, take a deep breath. Now imagine that you got sick, you cannot breathe through your nose, your throat hurts and you have a fever. Try to breathe. Now realize that you are not sick and you can drink each breath as if it is holy water. That is true happiness.
Ahlak ve inanc mantiga vurulamaz. Inanc koru korunedir. Inanc / Mantik savasindan mantik her zaman galip cikacaktir. Ama mantik tek basina seni asla mutlu edemez. Mutluluk icin arada sirada inanca ihtiyacin vardir; guzel seylerin, iyi seylerin, sana iyi gelecek seylerin varligina inanc. Koru korune inanci abartanlar da kendilerini havaya ucurup, cadi yakarak ya da kendilerini yakarak kafalarina gore takilirlar, sonuc pek degismez; ki onlar da kendilerince mutlu olarak olur, oldururler.
Mother Theresa hayatini baskalarina adadi, ama sonunda mutsuz, inancsiz ve hayal kirikligi icinde oldu.
Gandhi hayati boyunca bir tek canliyi incitmedi, butun dunyaya ahlak dersi verdi. Ama sonunda birisi onu vurup oldurdu. Ne Hindistan'a baris geldi, ne de Gandhi'den sonra birsey degisti. Her nesil genlerinde tasidigi igrenc, pis insanlik degerleri dogrultusunda yasadi ve geberip gitti.
Bir gun hepimiz olecegiz. Butun bunlar da bosu bosuna. Plato sonuna kadar bunu savundu: Elimdeki tek sey ben, fikirlerim, sozlerim ve bilgimdir. Begenmiyorsaniz begenmeyin. Benim icin farkeden birsey yok. Ha oksuk otu icip gebermisim, ha da kanserden. Sonuc ayni. Eger soyledigimden geri donmem gerekiyorsa bildigimden, benligimden geri donmem gerekiyor demektir. Bu durumda da yasmis olmam, yasamam da bosunadir. Devam.
Sith Lord is just another name for a | human. It's the "dark side", but it still is just a side. When you are on that side, this side is the enemy, when you are on this side, the other side. The plain and simple truth is "you are on one side". And a "side" is a part of the whole.
Some of us are the "blade runners" - in the truest sense. Just be "aware" - know, see, understand. You do not have the power to change anything indefinitely.
Stick to your guns, take the road as it comes.
Elinden geleni yap, konus, tartis, yardima ihtiyac olanlara yardim et. "Healer" benim gorevim; mavi/yesil aura. Begensem de begenmesem de bir sekilde karsima "gorevim ile ilgili" insanlar cikar hep. Hep...
Ben de hep ayni seyi yaparim. Sonuc da hep ayni olur.
Bir gun olup gittigimde "hey gidi" diyecek birileri; "tesekkur ederim" diyecek kimileri; "gerzek" diyecek bir kismi; "kim?" diyecek cogu.
Ama ben burada olmayacagim.
Benim farkim "nerede olacagim" konusunda en ufak bir endise, merak ya da heves tasimiyor olmam. I simply do not care.
Bir merhaba, bir kahve, iki kelam.
Baki kalan su gokkubbede bir hossada imis.
Yes I am dead inside. En son ne zaman agladigimi hatirlamiyorum (aslinda hatirliyorum). Ama bunun sebebi aglama ozurlu olmam degil, aglayacak birsey bulamamam.
Yalan soylemiyorum. Ulvi bir karakterim oldugu icin degil. Hickimseyi, hicbirseyi "yalan soylemeye deger bulmadigim" icin.
En nihayetinde hersey bir alis veris. Benim ne sattigim bellidir, ne aradigim da. Senin de ne sattigin bellidir, ne aradigin da. Sen bilmesen de, bilincaltin bilir. Senin sattigin sey ile ilgilenen bir baska ruh ile karsilastiginda alisveris baslar. Basit bir matematik hesaptir her iliski, her muhabbet. Sen ne koydun ortaya, ne aldin ortadan. +/- bir hesap. Ufak zararlar eder her iki taraf da. Belli baremler cercevesinde zararlar sorun degildir. Ama muhasebe hep ortadadir. Eger cok zarar edersen iflas edersin. Verip alabildigin surece mutlusundur. Isin sirri da buradadir. Ne aldin, ne verdin. Cok verir de karsiligini yeteri kadar cok alamazsan o zaman o iliski(ticaret) bozulur. Gayet temiz.
"Atil olmak" diye birsey yok. Victory does not exist. Peace is nothing. Happiness is meaningless if you don't know that you are happy. Hersey alip / verilir. Hicbirsey sana ait degildir. Vucudundaki butun atomlar 2 yil icinde degismis olacak. Su an icinde olanlar gidecek, yerlerine baskalari gelecek. Bir zamanlar baska bir seye "vucut vermis" olan seyler seni "olusturacaklar".
Yasadigini sadece olumu gordugunde anlayacaksin. Bir minarenin "dengede" oldugunu nasil anlarlar biliyor musun? Eger "sallaniyorsa" dengededir. Bir derece dahi bir kenara yatan minare sallanmaz cunku (yercekimi yasasi). Sallaniyorsa. Gel / Git. Nefes al, nefes ver. Kalbin bir an atar, bir an atmaz. Up, down. Uyur, uyanirsin. Yasar, olursun. Guler, aglarsin. Simple. Alir, verirsin.
Insanligin buyuk cogunlugu mezarini arayan cesetlerdir benim gozumde. Olu gibi dolasirlar, sonunda da olur giderler. Gubre, nothing more, nothing less.
Bu gezegen eninde sonunda uzerinde yasayan bu salak organizmadan kurtulacaktir. Veba gibi, virus gibiyiz.
Komik olan sey ise her devirde insanligin "guzel yanlarini" parlatarak "karanlik yanlarini" aydinlatmaya calisanlarin peydah olmasi. Kimileri sadece aydinlikta, kimileri sadece karanlikta yasar. Kimileri karanlik ve aydinligin ortasinda, her iki tarafi da "kabullenerek" yasar. Ama bir tarafa gecmeyi istemezler. Neyse ki cok kalabalik degiliz. Cunku aydinlik ve karanligin kesistigi yerde cok fazla bir hareket alani yok.
I am a brain jockey |